İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ŞEHİT GÜN SAZAK BEĞ

HAYATİ TEK –

Bugün 27 Mayıs 2021.

Türkiye’de darbeler dönemini başlatan 27 Mayıs 1960’ın 61’inci, Türkiye’nin görüp göreceği en başarılı devlet adamlarından biri olan Gün Sazak Beğ’in 41’inci şehadet yıldönümü.

Sosyal medyada dolanan bazı videolar nedeniyle “mafya”, “uyuşturucu” ve “kaçakçılık” konularının ülke gündemini işgal ettiği şu günlerde, merhum Gün Sazak’ı anmak daha bir anlam kazanıyor.

Çünkü onun, kısa süreli ancak bir o kadar da etkili Gümrük ve Tekel Bakanlığı dönemi, aradan geçen bunca yıla rağmen hâlâ kendinden söz ettiriyor.

***

Birinci TBMM dâhil sekiz dönem Eskişehir Milletvekilliği yapan, Milli Mücadele sırasındaki yararlılıklarından dolayı “Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklâl Madalyası” ile taltif edilen Emin Sazak Beğ’in oğlu olmasına rağmen siyasete pek de heves etmediği anlaşılan Gün Sazak, babasının kurduğu tarım ve ticaret işlerini daha da geliştirmek niyetindedir.

Bu amaçla gittiği ABD’de ziraat eğitimi alır ve süt sanayii konusunda ihtisas yapar.

Eğitiminin hakkını veren, ailesine ait geniş arazilerde modern teknolojinin tüm imkânlarını kullanarak başarılı bir çiftçilik hayatına başlayan Gün Sazak, kurduğu inşaat firmasıyla da önemli projelerin altına imzasını atar. Başarıyla inşa ettiği liman, havaalanı ve hastanelerle ülke kalkınmasına katkıda bulunur.

1970 yılında A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi salonunda gerçekleştirilen İnşaat Mühendisleri Odası seçiminde yaşanan olaylar, Sazak’ın hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olur.

Ortağı ve Genel Müdürü olduğu Yüksel İnşaat bünyesinde çalışan mühendislerin de katıldığı oda seçimlerini, sağ görüşlü yaşlı başlı mühendisleri, militanların desteğiyle darp ederek salon dışına çıkaran sol blok kazanır.

Sokakları karıştıran 68’liler, burunlarını oda seçimlerine kadar sokmuşlardır.

***

Yaşanan adaletsizliğe şahit olan Sazak, o günlerde tanıştığı MHP Genel Başkan Yardımcısı Dündar Taşer’in teşviki ile 39 yaşında siyasete atılır.

1971 yılında gerçekleştirilen MHP 10. Olağan Kurultayı’nda Genel İdare Kurulu üyeliğine seçilir.

Kendisini Türk siyasetine kazandıran merhum Taşer’in 13 Haziran 1972 günü şüpheli bir trafik kazasında vefatı üzerine, ondan boşalan MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilir.

5 Haziran 1977 Milletvekili Genel Seçimlerinde Eskişehir’den aday olur, seçilemez; ancak, duruşu, gayreti, fikirleri ve tevazuuyla hemşehrilerinin takdir ve muhabbetini kazanır.

Seçimlerden birinci çıkan CHP’nin Genel Başkanı Bülent Ecevit, çok parçalı Meclis’ten güvenoyu alacak bir koalisyon hükümeti kuramayınca, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 41. Cumhuriyet Hükümetini kurma görevini AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’e verir.

Demirel’in başbakanlığında kurulan hükümette, MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, başbakan yardımcılığı görevini üstlenirler.

Siyasi tarihimize İkinci Milliyetçi Cephe (MC) Hükümeti olarak geçen 41. Cumhuriyet Hükümeti’nde, MHP’den Sadi Somuncuoğlu Devlet Bakanı, Cengiz Gökçek Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı, Agâh Oktay Güner Ticaret Bakanı olur. Gümrük ve Tekel Bakanlığına ise milletvekili olmadığı halde Gün Sazak getirilir.

***

O yıllarda her gün beş-on gencini teröre kurban veren Türkiye’nin acil çözüm bekleyen problemleri arasında kaçakçılık, yolsuzluk, rüşvet ve karaborsa bir adım öne çıkmaktadır.

Yüreği yaralı milletimizin yağ, tüp gaz, sigara, çay, şeker, ekmek hatta tuz kuyruğunda saatlerce bekleyerek yaşadığı problemin kaynağında, yolgeçen hanına dönen sınır kapılarımızdan yurdumuza giren “kaçak mallar” vardır.

Devlet hazinesi “70 sente muhtaçken”, gencecik fidanlarımızı hedef alan silahları kaçak yollardan yurda sokan, temel gıda maddelerini karaborsaya düşüren şebekeler milyonlar kazanmakta; iş dönüp dolaşıp “gümrük kapılarına” dayanmaktadır.

İşte böyle bir dönemde Gümrük ve Tekel Bakanı olur Gün Sazak.

***

Devlet umuru görmüş bir ailede yetişen Sazak, kadrosunu kurarken, işi ehline emanet etmesi ve liyakati esas alması gerektiğinin şuurundadır. Yakın çalışma arkadaşlarını, bu ölçüye uygun kişilerden seçerek yoğun bir çalışma temposuna girer.

Müsteşarlığa Namık Kemal Zeybek’i, uzmanlık isteyen pozisyonlara liyakatli kadroları getirir; gümrük denetimlerini sıkı tutmak amacıyla pek çok ülkücüyü, “gümrük kontrolörü” olarak işe alır.

Kadrosunu kurduktan sonra, sınırlardaki gümrük kapılarını bizzat ziyaret ederek; devlet memurlarının himayesinde her geçen gün daha da güçlenen kaçakçılık sisteminin nerelerden, nasıl beslendiği tespit eder.

Konuyu derhal MHP üst kademesine taşır.

Divan toplantısında durumu tüm açıklığıyla ortaya koyarak, “ucu nereye ve kime uzanırsa uzansın” mücadele etmek için partisinin tam desteğini ister ve alır.

Ülkeyi ahtapot gibi saran ve sol örgütlerle sıkı işbirliği yapan silah kaçakçılarının kollarını budamaya başlar. Türkiye bağlantılı küresel kaçakçılık şebekelerinin işlerini sekteye uğratır.

Sıkı denetimler nedeniyle Bulgaristan gümrüğünde bekleyen, içi kaçak mallarla dolu tırların oluşturduğu kuyruğun uzunluğu kilometreleri bulur.

Tekel Genel Müdürlüğü’ne getirdiği Esat Güçhan’ın başarılı çalışmaları, daha önce yurda kaçak yollardan sokulan çay ve sigara karaborsasının belini kırar.

Bakanın kararlı ve samimi tutumu, kısa sürede meyvelerini verir; bakanlıktaki “rüşvetçiler” kısa sürede tasfiye edilir.

Attığı cesur adımlar, Gün Sazak’ı bir anda küresel kaçakçılık şebekelerinin ve komünizmin baş hedeflerinden biri haline getirir.

***

Çiçeği burnunda Gümrük ve Tekel Bakanının çok kısa bir süre zarfında elde ettiği büyük başarılar, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmayı kafasına koyan, kaçakçılık ve karaborsadan milyarlar kazanan küresel şebekeleri ve Türkiye’deki uzantılarını harekete geçirmek için yeterli olur.

Bu cevval bakanı yıldıramayacağını anlayan şer odakları, bambaşka hesaplar içerisine girerler.

1968’den itibaren istikrarsızlığa sürüklenen, kurulan kısa ömürlü hükümetler nedeniyle temel meselelerine çözüm üretemeyen ülkede yeni bir hükümet krizi çıkarmak hiç de zor değildir.

Hemen düğmeye basılır. Türk siyasi hayatına kara bir leke olarak geçen Güneş Motel skandalı sahneye konulur.

AP’den istifa eden 12 milletvekiliyle Florya’daki Güneş Motel’de bir araya gelen Ecevit, bunlardan 10’una bakanlık sözü verir.

İkinci MC Hükümeti hakkındaki gensoruyu görüşmek üzere 5 Ocak 1978 tarihinde toplanan Meclis’ten güvenoyu alamayan İkinci MC Hükümeti düşünce, yerine Ecevit’in başbakanlığında 42. Cumhuriyet Hükümeti kurulur.

Gümrük ve Tekel Bakanlığı’ndaki Gün Sazak dönemi de böylece kapanmış olur.

***

Aradan kırk bir yıl geçmesine rağmen bugün hâlâ övgüyle söz ettiğimiz kısa süreli bakanlığı sırasında hasımlarının bile övgüsüne mazhar olan Gün Sazak’ın yerine Gümrük ve Tekel Bakanlığı koltuğuna, Güneş Motel skandalında kendisine bakanlık sözü verilen Tuncay Mataracı oturur.

Gün Sazak’ın kurduğu sistemi hızla altüst eden yeni bakan, 22 ay kaldığı koltukta akla hayale gelmeyecek işler yapar. Yer aldığı kabinenin Başbakan Yardımcısı Mehmet Faruk Sükan tarafından dahi yolsuzlukla suçlanır.

12 Eylül 1980 Darbesi’nden sonra, 25 ayrı suçtan yargılandığı Yüce Divan tarafından, 43 yıl ağır hapis ve 787 milyon 386 lira para cezasına çarptırılır. Bilahare 36 yıla indirilen hapis cezası, Yüce Divan’ın verdiği en ağır cezalardan biri olarak Türk siyasi tarihindeki yerini alır.

***

Mataracı’nın bakanlığı döneminde, gümrük kapıları yeniden kevgire döner.

Bulgar sınırında bekleyen, içi kaçak silah ve mallarla dolu tırlar, verilen rüşvetler mukabilinde rahatça ülkeye girmeye başlar.

Sazak’ın bakanlığı sırasında milyonlarından olanlar ve destekçileri boş durmazlar tabii…

Doğu Perinçek’in sahibi olduğu Aydınlık ve Cumhuriyet başta olmak üzere sol gazeteler, ülkücüleri hedef tahtasına oturturlar.

Aydınlık, işi o kadar ileri götürür ki, bazı ülkücülerin ev adreslerinin krokisini yayınlayarak hedef göstermeye dahi cüret eder. Bu gazetenin yer göstermesiyle pek çok ülkücü şehit edilir.

Hedef gösteren sadece Aydınlık değildir…

Sonraki yıllarda kaçakçılık, mafya, bölücü terör konularındaki yazılarıyla dikkati çeken, 24 Ocak 1993 günü arabasına konulan bombanın patlaması sonucu katledilen Uğur Mumcu da uluslararası kaçakçılık şebekesinin değirmenine, bilerek veya bilmeyerek su taşır.

12 Nisan 1979 tarihli Cumhuriyet’in “Gözlem” isimli köşesinde yer alan şu cümle ona aittir:

“Gün Sazak’ın yıkılması demek, liberal kapitalizmin yıkılması demektir.”

Merhum Alparslan Türkeş’in,  “Ülkücü şehit cenazesi kaldırmaktan parti faaliyetlerimizi ifa edemiyoruz.” dediği günlerde kurulan bu cümle, bir yıl sonra hedefini bulur.

Takvim yaprakları 27 Mayıs 1980 gününü gösterdiğinde Türkiye, en karanlık akşamlarından birini yaşar.

Saat 21.00 sularında eşi ve çocuklarıyla Eskişehir’den Ankara’ya dönen Gün Sazak, iki Dev-Sol militanının otomatik silahlarla açtıkları çapraz ateş sonucu Kavaklıdere Kırkpınar Sokak’taki evinin önünde şehit edilir.

Belki de kendisini tarayan otomatik silahlar ve onların namlusundan çıkıp vücuduna isabet eden kurşunlar, “devlet adamlığı destanı” yazdığı bakanlığı sırasında Bulgaristan gümrüğünde beklettiği kaçak mal taşıyan tırlardan biriyle yurda girmiştir. Kim bilir?

Gün Sazak’ın şehadet şerbeti içtiği akşam İstanbul’da bulunan, ertesi gün MHP İstanbul İl Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenleyen MHP lideri Türkeş, Başbuğlarının ne diyeceğini merakla bekleyen ülkücülere şu çağrıda bulunur:

“Türkiye’de bir iç savaş başlatmak isteyenlerin oyununu sabırla ve itidalle bozmalıyız. MHP’lileri, Türk Milliyetçilerini, Ülkücüleri uyarıyorum: Komünist ve bölücülerin oyunlarını bozmalıyız.”

“Devlet adamlığı numunesi” dava arkadaşı Gün Sazak’ın acısıyla yanan bağrına taş basan Başbuğ Türkeş, nadir yetişen devlet adamlarına yakışır bir tavır ortaya koymuştur.

Şehit Gün Sazak’ın cenazesi, 30 Mayıs 1980 Cuma namazının ardından Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinin Sazak köyüne defnedilir.

***

“Gün Sazak” başlıklı şiirinde şöyle der, destan şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu:

“Bölünmesin diye millet,

Baki kalsın diye devlet,

Dağlar gibi kemikle et,

Seller gibi kanım gitti.

Hey yakınlar uzaklar,

Bekler pusular tuzaklar,

Tayfuna dönsün Sazaklar,

Göz ışığım Gün’üm gitti.”

Türk milliyetçiliği davasının parlayan yıldızlarından, en güçlü ışıklarından biriydi Gün Sazak.

Vatanseverdi, inançlıydı, cesurdu, gayretliydi, cömertti, yüce gönüllüydü, münevverdi.

Rüştünü ispat için 500 gün süre isteyen yöneticilere, sadece “6 ayda neler yapılabileceğini” gösteren örnek bir “devlet adamı” idi.

Türk milliyetçiliği davasının itibarına itibar katan liyakatli, fedakâr bir ülkücüydü.

Bugün iftihar ettiğimiz ülkücülük, Gün Sazak Beğ gibi duruş sahibi binlerce yiğidin cesaret ve şehadeti sayesinde itibar kazandı.

Bu itibara halel getirmemek, Türk Milliyetçileri olarak boynumuzun borcudur.

Bugün 41’inci şehadet yıldönümünü idrak ettiğimiz Gün Sazak Beğ başta olmak üzere, vatanını canından aziz bilen bütün şehitlerimizin ruhları şâd, mekânları cennet olsun.